12 Temmuz 2010

Kafa Notları: Bir Ömür Boyu


           Ablamın bana düğünden 7-8 ay önce söylediği "Taner 10 Temmuz düğüm tarihim" cümlesi ile beraber bir kaç görevde iliştirmişti yakama.Görevim, düğünün müzikleriyle  ilgilenmekti. Gerek hayatımın yoğunluğundan gerekse düğüne olan uzun sürenin verdi ği motivasyon düşüklülüğü ile bir türlü başlayamadım şu ufak göreve. Ufak diyorum çünkü ne zaman ablamın gözlerinde artık bıktım birsürü detayla uğraşmaktan bakışını görene kadar ki bu da yaklaşık düğünden 10 gün önceye denk geliyor, anlayamamıştım işin ciddiyetini. Sonrasında ne mi oldu? Elimden geldiğince tüm düşüncelerimi aynı yöne topladım. Kısa zamanda yapılabilecek en iyi işleri başardık. Değişik bir kına gecesi oldu. Gerçi kardeş, fotoğrafçı ve dj kontenjanından an an ablamı ve ortamı gözetleme sansım olması benim ilk deneyimim olsa da iki gün sonra ikinci bir kına gecesinde yine dj olarak yer almam ile kısa zamanda belli bir tecrübe oluşturmuş oldum kafamda. Kendimce sorumluluklar almayı seven biriyimdir, düğün yaklaştıkca sürekli değişen aile içi duygusal dengeler arasında kendime güvenli bir yer bulup, yapmam gereken işe, ablamın biraz olsun birkaç düşüncenin kafasında yer tutmamasına odaklanmam gerekiyordu. Bunu düğün gününe kadar birçok manevrayla ve az hasarla atlansamda. Uzun zamandır içimde biriktirdiğim bazı sorunların düğünden 2-3 saat önce tek bir cümle ile beni arkamdan vuracağını tahmin edemezdim. Ailenin önemine burda uzun uzun cümlelerle anlatmaya gerek yok. Sadece şunu sölemek istiyorum. Beni bu dünya da en içten acı çekmeme ve en samimi mutluluğa ulaştıracak şey ailedir. Sonuçta mutluluğa ulaşmak isterken, acı yolumu kesip hesap sordu. Onu neden uzun zamandır hissetmemişim diye. Bedeli göz yaşlarım olsada bir şekilde bunu da atlatmayı başardım. Aslında başardım dememeli çünkü ben birşey yapmadım bedenimin dışında herkes bunun en kısa sürede geçebilmesi için ellerinden geleni yaptılar. Ben sadece kendimi izledim. Düğün için detaylı bir program listesi çıkardım. Olabilecek her türlü olumsuz olayı düşünmek. İnsan ruhunun depresif yanını tetiklesede elimden geldiğince profesyonel olmaya çalıştım. İnsan birşeyleri bu kadar önemseyince ve başkası için sürekli fedakarlıklar yapınca, zihnindeki bütün zehirli düşüncelerin akıp gittiğinide öğrenmiş oldum.


           Tamam ben damat değilim evet anne ve baba da değilim. Dışardan bakınca bir kardeş olarak belki fazlaca büyütülmüş bir durumda var olabilirim ama bunların hiç biri ablamın gelinliğiyle arabadan inerken bir yandan ona güzel bir fotoğraf çekmek bir yandan da attığı bu büyük adımda yanında olduğumu hissettirmek adına verdiğim çabanın yerini hüzünle karışık mutluluğa dönüştürdüğü gerçeğini değiştirmez. Zaten şunu söleyeyim; hüzün ve mutluluğun birbirleriyle bu kadar çok samimi olduğu yegane ortam düğünlerdir. Gizli kahramanların yürekleri bununla beslenir düğünlerde. Ablam kuaförden çıkıp eve geldikten sonra bir saate yakın vaktimiz oldu ailecek oturup konuşabileceğimiz. Bunun kıymeti pek bilinmedi ama birkaç bilinçli düşünce bile anın unutulmazlığını ortaya sermeye yetti. Çok geçmedi damat(abim) da geldi. Biraz daha oyalandıktan sonra evden ayrılmak için hareketlenildi. Bir kaç çeşit gelenek abimin kıvrak hareketleri sayesinde başarısız sayılsa da en çok merak edilen konu benim yol kesip para almam, birkaç gün önce aldığım karar gibi oldu. Hiç birşey yapmadım. Çünkü biz an itibariyle bir aile idik ve paranın sağ cebten çıkıp sol cebe girmesi çok birşey değiştirmeyecekti. Bu mantık beni aldığım karara sürekledi ki iyi ki de öle olmuş. Salona biraz önce gidip hazırlıkları kontrol etmek o ana kadar hissedemediğim sorumluluğum yavaş yavaş omuzlarıma yerleşti. Çok büyük aksilikler olmadan düğünü geride bıraktık cümlesini kurabilmek benim adıma müthiş bir mutluluk. Biliyorum ki daha iyisi olabilirdi ama dans ederken ki çiftin mutluluğu ve gecenin sonunda ablamın o çok içten hüzünlenişi, törenin olması gereken gibi olduğu konusunda en büyük kanıtlardı. Evet çok isterim ben de başkasının yerine yaşamayı ve iki kişilik düşünmeyi ama bu çok farklı bir olay, bir ömür beraber yaşlanmayı birbirine armağan etmek en kıymetli ödüllerden olsa gerek bu hayatta. Ablama ve abime(enişteme) ömür boyu mutluluklar diliyorum.


                                                                                         Çift olan her şey güzeldir..

6 Temmuz 2010

Kafa Notları: Gidenlerden

Yine sarmaşık duygular var içerde  bir yerlerde, bu sefer sadece şehrin ışıkları ısıtıyor yarım kalan hayallerimi. Daha fazla uzatmak istemem bu tek taraflı ilişkiyi. Zaten senden yana hiç zaman bir beklentide bulunmadım. Bilirsin ben hep derinlerde diyemecek kadar içerlerde yaşardım. Bana insana benziyen bir gölge bile yeterdi. Sende bunu veriyordun, sadece bir kez bana bir şeyler verebileceğini düşünmek için kendime işkence ediyordum. Mantığım sorguda, gözleri ve ağzı kapatılmış. Soysuz bütün çeteleri kışkırtmış düşüncelerinde ama olmuyor, ulaşamıyor kalp şatosuna. Eşsiz monologlar sunmakta ve hiç bir alkış alamamaktadır. Nedendir bilinmez ona kin besleyen bir çok hücre var bu bedende. Nasıl bir zehirsin sen! Damarıma girmeden bütün canlılığımı kurutuyorsun. Böyle değildik biz ilk zamanlarda, sen silik izler bırakıyordun yarınlarıma, ben tek tek topluyordum açabildiğin tüm goncaları. Biz aramazdık anın altında değerli taşlar zaten baksak da  göremezdik. Biz körkütük aşıktın birbirimize. Hani bir bedende birçok kişiydik biz. Nerden bilebilirdim sen gittiğinde ben şizofren bir ilişki içine girebileceğimi diğerleriyle. Biraz uyuşturur gibi görünse de, zerre gerçeklerden uzak, kaynayan bir yoksulluğun içine çırılçıplak atlamak benim yaptığım. Ölmeyeceğini bilmek ne kadar da kötü. O her zaman biryerde saklanmış olan cesaretin, şeytanın tek bir gülüşüyle tüm ihtişamıyla geliverir yanına. Sen daha onun yokluğuna bile sarılamazken, kendine açılan bir kuçak görürsün. Artık nasıl bir sevinçdir enkaz yığının  altından "beni kurtarın" diye bağıran, tam kestiremeyemeceğim. Çok zaman geçmeden, kötü niyetler bir bir açığa çıkar. Son bakışını atarsın geçmişe yargılamak gelmez içinden. Tek bir sözü vardır hakimin bu tip durumlarda söylediği. "Kendin ettin kendin buldun" , bu cümle delik deşik bir ruha hitap etmeyi bile hakaret sayarken, kime nasıl anlatırsın sözcüklerinin anlamını? Çoktan bitmişsindir, sen birilerinin aklının ucuna bile yerleşemeden, göç etmişdir başka bir diyara..

Bebe bizler için söyledi..

30 Haziran 2010

Kafa Notları: İyi Ki Gecesin


Bu gece erkenden hazırlandım senin için gelişini cümle aleme duyurdum tabi organlarıma belli bir kişilik yüklemiş oldum ama olsun maksat seni kalabalık karşılamak canım. Neyse biz bizeyiz gene bu da yeter. Senin çoğalan boşluğunda  oynanan kör ebe ile birbirimize ne kadar zarar verebiliriz diye kafa patlatabiliriz. Son bir detay eksikti. Penceremdeki çiçekleri aydınlatan balkonun ışığı, onu da açtıktan sonra herşey tam diyebiliriz. Uzaklara dokunabilmek adına yapılan en hayırlı işlerden biri seni davetsiz bir misafir görüp, en değerli davetliler gibi ağırlamak olsa gerek. Daha dün aynı yatağı paylaşıyorduk aslında biz  nerdeyse her zaman aynı yatağı paylaşıyoruz. Bakma sen çok yavşamayız birbirimize ama hep aynı beynin altında en ölümcül silahları saklarız birbirimiz için. Senden yana minnetarım bu aralar. O sihirli parmakların, kapkara ojelerin ve yumuşak dokunuşunla, kendimi karanlıklar ülkesinin prensi sanıp, belki de ilk kez şımartılmanın verdiği aşalayıcı sevincle boğuşmaktayım. Boğuşuyorum çünkü alışkın değilim. Garip reaksiyonlar veriyorum, sistemde yer yer kaymalar, ana tema da ise derin bir göçük oluşmuş durumda. Vaziyet bu iken fazla azdırmadan düşünceleri en iyisi kuytu bir köşede kendi yaşam mahalimi oluşturmam olacak Gece uzun ne de olsa bir şişe içki yeter mi bilmem ama meze olarak biraz melankoli saklamıştım. Sanırım biraz düşünceliyim. Tabi düşünceli olmak hangi anlamda bu çok önemlidir. Bir seri katil de çok düşünceli olabilir sonuçta. Seri katillere ayrı bir saygım var ama hep içimde saklarım, çok psikopatça duruyor dışarıdan bakınca. Tek başıma bu konu hakkında daha fazla görüş belirtemiyeceğim hafif tırsıyorum.
        
Biraz günümü nasıl geçirmişim diye inceden eşeleyince hafızama aslında kazınan birçok şey olduğunu farkettim. Yaşadıkça biriktiriyoruz ama çoğu zaman geri dönüp biriktirdiklerimize bakmıyoruz. Nedir bu geri dönememe egosu anlamış değilim. Sen en kötüsünden ders çıkarcaksın ki en iyisi gerçekten en iyisi olabilsin. Ne yazık ki saçma sapan duygularla büyüyoruz ve ufak bir akıntının hep kendini içine çeken girdabından başka bir şey olamıyoruz. Daha çok gerçekleri yuttukça midemiz bulanıp bir o kadar yalan kusuyoruz. Bir kısım nedenleri reçete yapıp doktor kılıklı akıl hastalarına güveniyoruz. Kim neyin neresinde olduğuna dair hiç bir fikri bile yokken, birden kime diktirdiği bilinmeyen sahte mantık zırhını giyip sağa sola oklar savuruyor. Ölmek için bir kutu ilaç içmek daha acısız olur bence. Sen teksin, aslında daha neleri içinde barındırğını bile bilmiyorsun, sana yol gösterecek birkaç meleğe bile sahipsin sadece bir an olsun dur. Gökyüzüne bak, kollarını aç ve düşün, gönüllü bir ruh bulabilirsin belki içinde sana yardım edebilecek..  iYi Kİ GECESİN

28 Haziran 2010

Kafa Notları: Bir Bedende Kaç Kişiyiz?


Yine ufak sessizlik tozları dökülüyor, uzakta şehrin ışıltıları arasından. Birilerine özür dilemek ister gibi bedenim garip bir mahçupluk yaşıyor. Galiba durgunluk bana göre değil. Bak şimdide biraz kızarır gibi oldu yanaklarım. Her neyse şuan geceyarısının sınırlarından içeri girmiş bulunmaktayım. Kuralları sen belirle. Zihnim basit acıların etrafında kendince salınımlar yapmakta. Zar zor ikna ediyorum onu karşıma oturması için zira kendileri bu aralar çok depresif takılmakta. Hani bunu anlayışla karşılabilirim ama neden acılarıma tuz biber olacak isyanlar çıkarıyor açıkcası bilemiyorum. Son zamanlarda küçük hayaller kuruyorum. Bizimkiler yine yerinden memnun değil anlaşılan. Özel güçler ne kadar cazip geliyor dimi herkese, şöle bir şeyleri değiştirebilmek istediğin zaman aslına bakarsanız bana bir o kadar korkaklık gibi geliyor. Sen iki ayağında basarken toprağa hergün defalarca nefes alarak ve içinde sürekli atan bir kalbe  söz dinletmeye çalışarak zaten birçok şeyi değiştiriyorsun. Sorun şu ki görmüyorsun, göremiyorsun. Etrafında tek bir canlının olmadığı o kasvetli zindanda sende düşüncelerini ömür boyu hapse mahkum etseydin. Elbet ufak bir kıvılcım, sana gerçekleri yarı halüsilasyon da olsa gösterebilirdi.

Şimdi uzaklarda adını bile bilmediğim birileri vardır diye düşünüyorum. Baş da ne kadar da saçma geliyor di mi? Evet haklı olabilirsin. Ama bilmelisin bu beden binlerce ceset altında ezilirken tek umudu birilerinin elini tutması oluyor. Ne yazık ki ona yük olmaktan hiçbir zaman vazgeçemedim. Bu onu daha güçlü mü yoksa daha sorunlu mu yaptı bilemiyorum. Biz hep beraber olduğumuz için yüzümüze karşı kötü şeyler söylememeye dikkat ediyoruz. Sahte kankayız anlayacağın. İyi günü bekleyen, kötü güne lanet eden kankalarız biz. Gecenin bu ilk dakikalarında her şeyin gıcık bir sabitlikte taraf olması çok canımı sıkıyor. Söylemeden geçemeyeceğim penceremden gördüğüm üç tane lila renkli çicek sanki beni acırcasına başlarını salladı, ben bunları yazarken. Acaba onlar gerçekten beni düşünüyor mudur? O kadar meraklıyız bir canlının senden yana nefes almasına bir süre sonra standartlarımız düşerek fotosentez yapmasına da razı oluyoruz galiba. Garip bir düşünce daha fazla irdelemeyeceğim. Peki "Bir bedende kaç kişi yaşıyoruz biz?". Bu da geçenin sorusu olsun..


Geceye de bu yakışırdı..

27 Haziran 2010

Kafa Notları: Bir Yerlerden

              
Bir şeyler karalamak değil aslında amacım. Sadece akışın içinde ufak bir dokunuş hissi uyandırmak istedim. Son zamanlarda koca bir beyaz sayfa, hayatımda hak edemeyeceğim kadar saflığı bir arada bulunduruyor. Neden eksende bu zavallı bedeni sectiğimi bilmiyorum. Ben doğuştan düşmanım, çekemiyorum bir türlü kendimi. Ah bir de nedenini bilsem her şey daha kolay olacak sanki. Neyse daha çok çekeceksin benden(içimdeki ses). Bugün çok uzun zamandan sonra huzur, güven ve dinginliği bir arada yaşadım. Birini bile bulmak çok zorlaşıyor bu zamanda. Nedense istanbuldan kaçısımın, kaçışım diyorum çünkü biz anne oğul gibi ayrılmadık, birbirine ihanet eden iki sevgili gibi ayrıldık. Halen aşık olsak da birbirmize biraz zamana ihtiyacımız var. Her ne kadar boş bir vaad gibi dursada bunlar. Bugün içimi saran, anın kanımda yarattığı içsel dürtü bir şekilde tüm etrafıma sıçradı gibi geldi bana. sanki ben yürürken herkes benim olduğum tarafa bakıyor ama baktınları ben değil benden öte bir şey görmüş gibi kırpıştırıyorlardı gözlerini. Neyse bu sadece olayın bende ki ufak bir yan etkisi o anlar sadece şaşkınlıgımın bir nebze mutlulukla karışması için elimden geleni yapmakla meşguldüm.

Ufak bir hafıza oyunu oynuyoruz son zamanlarda bedenimle, kim neyi hatırladıysa tüm detayları önüne seriyor. Bedenim bu konuda daha avantajlı üzerinde birçok somut izler taşıması, her göz kırpışımda ve hareketsiz her anımda kısacası korkak ve kimsesiz oldugum zamanlarda beni ele geçirip o zavallı minik elimden tutup "ben buradan korkuyorum" bile diyemediğim yerlere getiriyor. Ne yazık ki hiç merhametli değil çünkü o izler taşıyor lanet olsun ki unutması imkansız. Her gününü her saniyesini bu izler için küfür ederek geçiriyor. Neden merhametli olsun bunu yapan sahipsiz bir kalp için. Oysa anlaşma böle değildi. Bunlar oyunun kurallarında yoktu ama kim takar ki yargının olmadığı bir yerde idam cezasını. Hem idama mahkum olsam ne olcak var mı cesaretin kendine kıyacak? En iyisi biraz dua etmek ve su erdemli sabırdan bir tutam almak. Aynı kabus gibi uyandım, bütün düşüncelerim ter içinde. Olabildiğince ıslak ve karmakarışık. Tüm bu duygusuz anlarda hoş,kimsesiz bir koku girdi yaşamıma. Öyle güzeldi ki elim ayağıma tutuldu bir an amacım değişti. Gitmemesi için ne yapmalıyım diye panik bile ettim. Sonunda köşede kalmış ufak aklımla derim bir nefes aldım. Biraz sakinleşti herşey bende dahil. Gözlerimi açtığımda her zaman ki gibi kimse yoktu yanımda ama tek bir şey vardı aklımda ben seni engelleyemiyordum. Biryerlerde olabileceğini bilmek nasıl bir duygudur bilemezsin. Bunu yazarkenki içimde sıkışanın yıllarca seni bekliyor olacağı kıpırtısını hiç unutma tamam mı? Hadi görüşürüz. Unutmadan hoşça kal...


Gecenize ufak bir armağan;


Hızımı alamadım

Related Posts with Thumbnails